101 ve Siyasetin Çarpanları: Güç, Kurum ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Analitik Okuma Siyaset, matematik gibi titiz bir sistem gibi görünmese de, yapısal analizler yoluyla çözümlenebilir. 101 sayısı, matematiksel olarak asal bir sayı olup yalnızca 1 ve kendisiyle bölünebilir; ama bu basit sayı, güç ilişkileri ve toplumsal düzen bağlamında düşündüğümüzde, çok katmanlı bir sembol hâline gelir. Bir siyaset bilimci gözünden, 101’in çarpanlarını analiz etmek, modern toplumlarda iktidarın bileşenlerini, kurumların işleyişini, ideolojilerin sınırlarını ve yurttaş katılımını anlamak kadar anlamlıdır. Meşruiyet ve katılım, bu çözümlemenin temel eksenlerini oluşturur. Asal Sayılar ve Tekil Güç Yapıları 101 sayısının yalnızca iki çarpanı vardır: 1 ve…
Yorum BırakKategori: Makaleler
10000 Şili Parası Kaç TL? – Ekonomi, Tarih ve Güncel Tartışmaların İç İçe Geçtiği Bir Yolculuk Sabah kahvemi alırken aklıma takıldı: “10000 Şili parası kaç TL eder acaba?” Basit bir döviz sorusu gibi görünse de, her para birimi kendi tarihini, kültürünü ve ekonomik bağlamını taşır. Genç bir üniversite öğrencisi olsam, cebimdeki birkaç kuruşu planlarken; emekli bir vatandaş olsam, birikimlerimin değerini hesaplarken veya memur olarak maaşın alım gücünü tartarken, bu tür sorular hayatın içinden çıkar. Para birimleri, sadece ekonomi değil; aynı zamanda toplumsal ilişkiler, güven ve kültürle iç içe geçmiş birer göstergedir. 10000 Şili parası kaç TL? kritik kavramları sorusunu anlamak…
Yorum Bırakİktisadın İlkeleri Kimin? İktisat… herkesin ağzına pelesenk ettiği ama kimsenin tam olarak anlamadığı o büyülü kelime. Okullarda öğretilen “ikinci el teori”ler, makro-mikro tartışmaları ve grafiklerle dolu hayat dersleri… Peki, bu iktisadın ilkeleri gerçekten kimin? Adam Smith mi? Milton Friedman mı? Yoksa hepimizin yanlış bildiği, gizli kahramanlar mı var sahnede? Gelin, biraz cesurca ve eleştirel bakalım. Adam Smith: Görünmeyen Elin Babası mı, Popüler Kültürün Kurbanı mı? Hadi itiraf edelim; çoğumuz için Adam Smith, “Görünmeyen El” ile özdeşleşmiş bir figür. Tabii, okullar onun kitaplarını özetleyip “herkes kendi çıkarını maksimize etmeli” diyerek bize sunuyor. Ama olay o kadar basit değil. Smith, aslında toplumun…
Yorum BırakCog sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “İhtiyati tedbirli bir ev satılır mı” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın! İhtiyati Tedbirli Bir Ev Satılır mı? İzmir’den Bakış Tamam, baştan net konuşalım: ihtiyati tedbirli bir evin satışı kulağa hem heyecan verici hem de korkutucu geliyor. İzmir’in sıcak güneşi altında, sahilde kahvemi yudumlarken bu konuyu düşündüğümde, aklıma ilk gelen soru şu: “Gerçekten böyle bir eve para yatırmak akıllıca mı?” Ve evet, bu yazıda net bir duruş sergileyeceğim, sevdiğim yanları ve sinir bozucu yönleriyle birlikte. İhtiyati Tedbir Nedir, Ne İşe Yarar? Önce biraz teknik bilgi verelim ama sıkıcı olmadan: İhtiyati tedbir, bir mahkeme kararıyla bir taşınmaz…
Yorum BırakÖlüm Çiçeği: Pedagojik Bir Bakış Öğrenmenin dönüştürücü gücü, hayatın her alanında karşımıza çıkar; bazen farkında olmadan bir bakış açımız değişir, bazen küçük bir deneyim, kişisel gelişimimizde derin izler bırakır. Eğitim, sadece bilgi aktarımı değil, bireyin dünyayı ve kendini anlamlandırma sürecidir. Bu bağlamda “ölüm çiçeği” kavramı, pedagogik bir metafor olarak karşımıza çıkar: karmaşık, çarpıcı ve dikkatle incelenmesi gereken bir olgu. Öyleyse, bu kavramı sadece botanik bağlamında değil, öğrenme ve pedagojik süreçlerle ilişkilendirerek tartışmak mümkündür. Öğrenme Teorileri ve Ölüm Çiçeği Ölüm çiçeği metaforu, öğrenme süreçlerini anlamlandırmak için ilginç bir çerçeve sunar. Öğrenme stilleri teorisi, bireylerin bilgiyi nasıl algıladıkları, işledikleri ve hatırladıkları konusunda…
Yorum Bırakİvazsız İntikal Ne Anlama Gelir? Cesur Bir Bakış İzmir’in sahilinde yürürken düşündüm: İnsan hayatında ne kadar şeyi bedelsiz alıyor, ne kadarını gerçekten hak ediyor? Hukuk dünyasında “ivazsız intikal” derler buna. Evet, kulağa biraz kuru geliyor ama aslında hayatın kendisinde de her gün karşımıza çıkan bir kavram. Peki nedir bu ivazsız intikal? Basitçe söylemek gerekirse, bir şeyin karşılıksız olarak bir başkasına geçmesidir. Miras, bağış, bazı hibe türleri… Kısacası, birileri size bir şeyi verir, siz de onun karşılığını ödemek zorunda değilsiniz. Ama tabii işin hukuki boyutu var, onu da göz ardı edemeyiz. Benim açımdan bu kavram hem cazip hem tartışmalı. Sevdiğim yönleri…
Yorum Bırakİbuprofen Kimler Kullanamaz? – İzmir’in Güneşi Altında Komik Ama Ciddi Bir Yolculuk İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve evet, arkadaş ortamında espri bombardımanıyım. Ama arada bir, mesela kahve içerken veya tramvayda birinin yanımda bağırışını dinlerken, kendi içimde felsefe yapıyorum. Mesela geçen gün, başımın ağrısı bir türlü geçmedi, “Abi, ibuprofen alsam mı?” diye düşündüm. Sonra durdum ve düşündüm: “Ya ben bunu alırsam bir problem olur mu?” İşte tam o noktada, ibuprofen kimler kullanamaz? sorusu aklıma düştü. Sabah Uyandım, Başım Patlayacak Gibi Sabah, alarm çalıyor ama ben hala yatakta, kafamda bir senaryo dönüyor: “Eğer ibuprofen alırsam midem ağrır mı? Ya böbreğim?” Arkadaşlarım kahvaltıya…
Yorum BırakYemek Kartı 2025 Marketlerde Geçerli mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifi İstanbul sokaklarında yürürken gözlemlediğim pek çok sahne, günlük yaşamın küçük ama anlamlı adaletsizliklerini gözler önüne seriyor. Toplu taşımada karşılaştığım işçiler, marketlerde sıra bekleyen anneler, kafe önlerinde çalışan gençler… Hepsi farklı yaşam pratikleri ve ihtiyaçlarla karşı karşıya. Bu gözlemlerim, “Yemek kartı 2025 marketlerde geçerli mi?” sorusunun sadece bir ekonomik mesele olmadığını, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet boyutlarıyla da derinlemesine ele alınması gerektiğini gösteriyor. Yemek Kartının Günlük Hayattaki Yansımaları Sivil toplum kuruluşunda çalışırken, özellikle kadın çalışanların yemek kartı kullanımı konusunda karşılaştıkları zorlukları sıkça duyuyorum. İşyerinde kadınların…
Yorum BırakKaynakların Kıtlığı ve Kanın Ekonomik Perspektifi Hayatın akışı, sınırlı kaynaklarla sürekli seçim yapmak zorunda olduğumuzu hatırlatır. İnsan, yalnızca bir ekonomist değil, kaynakların kıtlığı ve bu kıtlığın sonuçları üzerinde düşünen bir gözlemcidir. Verilen kanın ne zaman yerine geldiği sorusu, tıp ve biyoloji kadar ekonomi açısından da düşündürücüdür. Çünkü kan, yalnızca bir sağlık girdisi değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir kaynaktır; tedariki sınırlıdır, dağılımı ise çoğu zaman karmaşık piyasa ve politika dinamikleri tarafından şekillenir. Bu yazıda, verilen kanın yerine gelme sürecini mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi perspektifleriyle ele alıyor; piyasa dinamikleri, bireysel karar mekanizmaları, kamu politikaları ve toplumsal refah üzerindeki etkilerini…
Yorum BırakHz. İshak’ın Soyundan Gelen Peygamberler Kimlerdir? Cesur Bir Analiz İzmir’in kalabalık kafelerinden birinde oturmuş, sosyal medyada dönen tartışmaları takip ederken düşündüm: Hz. İshak’ın soyundan gelen peygamberler kimlerdir ve bu konu neden hâlâ insanları hem meraka hem de tartışmaya itiyor? Açık konuşayım, tarih ve din söz konusu olduğunda herkesin bir fikri var; ama cesur bir perspektifle bakınca, işin içinde hem güçlü hem de zayıf yanlar olduğunu görmek mümkün. Güçlü Yönler: Soy ve Tarihî Bağlam Hz. İshak, İbrahim Peygamber’in oğlu olarak kutsal metinlerde hem Yahudi hem Hristiyan hem de İslâm geleneğinde önemli bir figür. Onun soyundan gelenler dediğimizde, akla hemen Yakup ve…
Yorum Bırak