İçeriğe geç

Kitabımın ne kadar satıldığını nasıl öğrenebilirim ?

Cog takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Kitabımın ne kadar satıldığını nasıl öğrenebilirim” konusunu seven herkes için hazırlandı.

Bir kitabın sessizliği

Kitabımı ilk kez elime aldığım günü hatırlıyorum. Kapakta ismim yazıyordu ama o isim bana ait gibi değilmiş gibi hissetmiştim. Sanki başka birinin emeğini taşıyordum da ben sadece dışarıdan bakıyordum. Kayseri’de akşamlar erken iner, sokak lambaları yanarken evin içinde bir tür sessizlik büyür. O sessizliğin içinde kitabı defalarca çevirdim. Sayfaların kokusu bile tuhaf bir heyecan veriyordu ama içimde aynı anda ağır bir boşluk da vardı.

25 yaşındaydım. Günlük tutmayı hiç bırakmayan, her duyguyu bir yere kazıyan biriydim. Ama bu kitap başka bir şeydi. Günlüklerimde saklı kalan cümleler artık birilerinin ellerine ulaşacaktı. İşte bu düşünce hem içimi ısıtıyor hem de beni ürpertiyordu.

Kayseri’nin soğuk akşamları

O dönem Kayseri’nin kışı sertti. Pencerenin önünde oturup dışarıyı izlerken, insanların hızlı adımlarla yürüyüşünü sayardım. Herkes bir yere yetişiyordu, ben ise sanki kendi içime yetişmeye çalışıyordum.

Kitabım yayımlandıktan sonraki ilk günlerde telefonuma sürekli bildirim gelmesini bekledim. Sanki her bildirim bir satışın habercisi olacaktı. Ama çoğu zaman sadece sıradan mesajlar geliyordu. Bu durum içimde garip bir hayal kırıklığı yaratıyordu. Çünkü insan emeğini görünür bir karşılıkla ölçmek istiyor.

İlk yayın günü

Yayın günü sabahı çok erken uyandım. Kahvemi yaptım, masaya oturdum ve ekrana baktım. “Şimdi ne olacak?” diye düşündüm. Hiçbir şey olmadı. Dünya normal akışında devam etti. O an anladım ki kitap basılınca hikâye bitmiyor, aslında yeni başlıyor.

Saatler geçtikçe içimdeki heyecan yerini hafif bir huzursuzluğa bıraktı. Çünkü merak ediyordum. Asıl soru zihnimde dönüp duruyordu: insanlar kitabımı alıyor muydu, okuyor muydu, yoksa raflarda sessizce mi bekliyordu?

Kitabımın ne kadar satıldığını nasıl öğrenebilirim?

Bu soru günlerce aklımdan çıkmadı. Hatta bazen geceleri uykumdan uyanıp aynı şeyi düşündüğüm oluyordu. “Kitabımın ne kadar satıldığını nasıl öğrenebilirim?” Bu cümle zihnimde bir takıntı gibi dönüyordu.

İlk başta bunun çok basit bir şey olduğunu sanmıştım. Sanki bir tuşa basınca tüm rakamlar önümde belirecekmiş gibi… Ama işin içine girdikçe bunun o kadar da kolay olmadığını fark ettim.

Yayıneviyle yaptığım ilk konuşmada bana genel ifadeler verildi. “İlgi var”, “fena gitmiyor”, “zamanla oturur” gibi cümleler… Bunlar ne umut verici ne de tatmin ediciydi. Ben net bir şey görmek istiyordum. Kaç kişi almıştı kitabımı? Kaç kişi o sayfaları çevirmişti?

O dönem içimde iki duygu savaşıyordu. Bir yanda büyük bir heyecan vardı; adımın bir yerlerde geçiyor olması bile inanılmazdı. Diğer yanda ise görünmez bir hayal kırıklığı… Çünkü emek verdiğin şeyin karşılığını sayılarla görmek istiyorsun, ama sayılar sana hemen gelmiyor.

Yayıncının ekranı

Sonra yayınevinden küçük bir erişim bilgisi aldım. Bir panel, bir sistem… İçinde satışların takip edildiği bir yer vardı. İlk girişimi hatırlıyorum. Ellerim biraz titriyordu.

Ekran açıldığında birkaç rakam gördüm. Çok büyük rakamlar değildi. O an içimde tuhaf bir sessizlik oldu. Sevindim mi, üzüldüm mü, emin olamadım. Sadece baktım.

İnsan bazen gerçeği görmek ister ama gerçek görünce de ne yapacağını bilemez.

Bekleyiş

İlgili Makale: Kitaba KDV gelecek mi ?

Günler geçtikçe sürekli o paneli yeniledim. Sabah kalktığımda ilk işim buydu. Sanki hayatımın yönü o küçük rakamların hareketine bağlıydı. Artarsa umutlanıyordum, değişmezse içim daralıyordu.

Bu süreç beni düşündürdü. Yazmak, aslında sadece üretmek değilmiş. Aynı zamanda beklemeyi de öğrenmekmiş. Ve beklemek, çoğu zaman yazmaktan daha zor.

Rakamların ardındaki his

Bir süre sonra şunu fark ettim: rakamlar tek başına hiçbir şey anlatmıyordu. 10 kitap satması da, 100 kitap satması da, 1000 kitap satması da… Hepsinin arkasında başka hikâyeler vardı.

Bir gün küçük bir kitapçıya girdiğimde kitabımı rafta gördüm. O an satış sayısını düşünmedim. Sadece orada duruyordu. Birinin eline geçecek, birinin evine gidecek, belki birinin gece yarısı sessizliğine eşlik edecekti.

O an içimde hafif bir sıcaklık hissettim. Hayal kırıklığı yavaş yavaş yerini başka bir şeye bırakıyordu: kabul etmeye.

Umut kırılması

Yine de dürüst olmak gerekirse, bazı günler zor geçti. Özellikle sosyal medyada başkalarının başarılarını gördüğümde içimde bir eksiklik hissi oluşuyordu. “Neden daha fazla değil?” diye düşündüğüm çok oldu.

Ama sonra kendi kendime şunu söyledim: Her kitap bir yolculuk. Bazıları hızlı gider, bazıları yavaş. Benimki yavaş ilerliyordu ama tamamen durmuş değildi.

Küçük sevinçler

Bir gün hiç tanımadığım birinden mesaj aldım. Kitabımı okuduğunu ve etkilendiğini yazmıştı. O mesajı defalarca okudum. Rakamların bana veremediği şeyi o tek mesaj vermişti.

O an anladım ki satış sayısı önemliydi ama tek gerçek ölçü değildi. Asıl önemli olan, bir yerlerde birinin kalbine dokunabilmekti.

Öğrendiklerim

Zaman geçtikçe daha sakin düşünmeye başladım. Artık her gün rakam kontrol etmiyordum. Kitap satışlarını öğrenmek için hâlâ sisteme giriyordum ama bu bir takıntı olmaktan çıkmıştı.

Şunu öğrendim: “Kitabımın ne kadar satıldığını nasıl öğrenebilirim?” sorusu aslında sadece bir merak değilmiş. Aynı zamanda insanın kendi emeğini anlamlandırma çabasıymış.

Yayınevleri, dağıtım kanalları, dijital platformlar… Hepsinin farklı raporlama sistemleri var. Ama en önemlisi, bu sürecin sabır gerektirmesi. Çünkü bir kitabın yolculuğu sadece basıldığı gün başlamıyor, yıllar içinde şekilleniyor.

Sonradan gelen sakinlik

Şimdi geriye baktığımda o ilk günlerdeki telaşımı biraz gülümseyerek hatırlıyorum. O kadar acele ediyordum ki, kitabın kendi zamanına ihtiyaç duyduğunu göremiyordum.

Kayseri’de kış hâlâ aynı sertlikte. Ama artık pencerenin önünde otururken içim daha sakin. Kitabımın satılıp satılmadığını hâlâ merak ediyorum, evet. Ama bu merak artık beni tüketmiyor.

Çünkü artık biliyorum ki her sayı, her rakam, her geri dönüş sadece bir parçayı gösteriyor. Bütün hikâyeyi değil.

Ve belki de en önemlisi şu: Yazmak, sadece okunmak için değil, aynı zamanda yaşamak için de var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.axeforum.com https://basi.com.tr https://kohi.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!