Türkiye’nin 1. Üniversitesi Hangisi? Bu Soru Yüzünden Arkadaş Ortamında Çorba İçemedim
İzmir’de yaşayıp da herhangi bir konuda “en iyisi hangisi?” tartışmasına girmemiş insan yoktur. Hele konu üniversiteyse… Geçen gün Alsancak’ta çorbacıda oturuyoruz. Saat gece 2 olmuş, hayat kararlarımızı sorgulamak için toplumca belirlenen o kutsal saat dilimi. Bir arkadaş ortaya bomba gibi soruyu bıraktı:
— “Oğlum Türkiye’nin 1. üniversitesi hangisi?”
Bir anda ortam sessizleşti. Sanki YKS sonuçlarını yeniden açıklayacaklar. Çorbanın buharı bile gerildi.
Bir arkadaş direkt:
— “ODTÜ.”
Öteki:
— “Boğaziçi tabii ki.”
Diğeri masaya kaşık vuruyor:
— “İTÜ varken susun.”
Ben o sırada içimden şunu düşünüyorum:
“Abi ben daha kredi kartı borcumu sıralayamıyorum, millet üniversite sıralıyor.”
Ama işin komik tarafı şu: Türkiye’nin 1. üniversitesi hangisi? sorusu gerçekten herkesin içinde ayrı bir karakter ortaya çıkarıyor. Futbol takımı savunur gibi üniversite savunuyor insanlar. Bir anda akademik makale yerine mahalle maçı atmosferi oluşuyor.
Türkiye’nin 1. Üniversitesi Hangisi? Sorunun Tek Cevabı Var mı?
“Türkiye’nin 1. üniversitesi hangisi” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık.
Şimdi dürüst olalım. Bu sorunun cevabı biraz “en iyi tost nerede yenir?” sorusuna benziyor. Herkesin çok net fikri var ama kimse objektif değil.
Kimisi akademik başarıya bakıyor.
Kimisi kampüs hayatına.
Kimisi mezun ağına.
Kimisi “orada okuyan eski sevgilim çok havalıydı” kriteriyle ilerliyor.
Türkiye’de genelde adı ilk sıralarda geçen üniversiteler belli:
ODTÜ: Efsanevi Kampüs ve Sonsuz Yürüyüş Mesafesi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi denince insanların gözünde otomatik olarak şöyle bir sahne oluşuyor:
Rüzgarlı Ankara havasında sırt çantalı biri hızlı hızlı yürüyor. Elinde kahve var ama kahve buz kesmiş. Kampüs o kadar büyük ki öğrenci derse değil, maratona gidiyor gibi.
ODTÜ’nün akademik itibarı zaten yıllardır çok güçlü. Özellikle mühendislik denince insanların aklına direkt geliyor. Ama benim en sevdiğim tarafı, ODTÜ’lülerin üniversitelerini anlatırken gözlerinin parlaması.
Adam sana sadece okul anlatmıyor. Sanki bağımsız bir ülke tanıtıyor.
— “Bizim kampüste tilki var.”
— “Tamam abi National Geographic çekmiyoruz sakin.”
Boğaziçi Üniversitesi: Manzara mı Akademik Başarı mı? İkisi de
Boğaziçi Üniversitesi’nin olayı biraz fazla karizmatik olmak.
Düşünsene, dersten çıkıyorsun… Karşında Boğaz manzarası var. Ben İzmir’de vapur beklerken bile bu kadar estetik hissetmiyorum.
Boğaziçi denince insanlarda şöyle bir algı oluştu:
“Buraya giren kişi kesin çok zekidir.”
Aslında öğrenci içeride büyük ihtimalle makarna yiyip deadline’a ağlıyor ama dışarıdan bakınca herkes TED Talk konuşmacısı gibi duruyor.
Bir arkadaşım vardı, Boğaziçi’nde okuyordu. Çocuk “yoğunuz ya” diyordu sürekli.
Bir gün sordum:
— “Ne yapıyorsun bu kadar?”
— “Kulüp toplantısı, proje, workshop, networking…”
Ben o sırada evde üçüncü kez tost yapıp mutfakta neden yalnız olduğumu düşünüyordum.
İTÜ: Mühendisliğin Marvel Evreni
İTÜ’lü arkadaşlarla konuşurken insan kendini bilgisayar güncellemesi almamış cihaz gibi hissediyor.
Adamlar konuşuyor:
— “Yapay sinir ağları…”
— “Kuantum…”
— “Algoritma…”
Ben:
— “Geçen airfryer’da patates yaptım.”
Ama hakkını vermek lazım. Türkiye’nin 1. üniversitesi hangisi? tartışmasında İTÜ’nün adı geçmeden sohbet kapanmaz. Özellikle teknik alanlarda gerçekten çok güçlü bir okul.
Bir de İTÜ öğrencilerinde garip bir özgüven oluyor. Çünkü okulun temposu insanı ya çok güçlendiriyor ya da kampüste bankta uyuma sanatında ustalaştırıyor.
Peki Gerçekten Türkiye’nin 1. Üniversitesi Hangisi?
İşin eğlencesini bir kenara bırakırsak, bu tamamen ne aradığına bağlı.
Akademik yayın mı?
Kampüs kültürü mü?
Uluslararası başarı mı?
Sosyal hayat mı?
Bölüm kalitesi mi?
Çünkü bazı üniversiteler mühendislikte çok iyiyken bazıları sosyal bilimlerde öne çıkıyor. Bazıları öğrenci kulüplerinde inanılmaz aktif. Bazıları mezun ağı konusunda çok güçlü.
Ama Türkiye’de genel algıda sürekli zirveye oynayan birkaç isim değişmiyor:
ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ, Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi…
Bu liste açıldığı anda ortamın tansiyonu artıyor zaten.
Birisi:
— “Koç çok iyi.”
Öteki:
— “Ama devlet üniversitesi havası başka.”
Bir diğeri:
— “Abi önemli olan kişinin kendini geliştirmesi.”
İşte bu cümle gelir gelmez herkes kısa süreli filozofa dönüşüyor.
Üniversite Tartışmaları Neden Bu Kadar Ciddiye Biniyor?
Çünkü Türkiye’de üniversite meselesi sadece eğitim değil. Resmen karakter gelişim oyunu gibi yaşanıyor.
YKS’ye hazırlanırken çekilen stres ayrı.
Tercih dönemi ayrı travma.
Sonuç açıklandığında aile WhatsApp grubu ayrı gerilim.
Bir de çevre baskısı var tabii.
“Kaç net yaptın?”
“Hangi bölüm?”
“Hangi üniversite?”
“Sıralama kaç?”
İnsan bir noktadan sonra kendini PlayStation kariyer modu karakteri gibi hissediyor.
Ben tercih döneminde Excel tablosu hazırlamıştım. O kadar karışmıştı ki en son kendi adımı filtreleyemedim.
Annem geliyor:
— “Karar verdin mi?”
Ben:
— “Anne galiba manava yazılacağım.”
İzmirli Olup Üniversite Konusunda Tarafsız Kalamamak
İzmir’de yaşayan biri olarak bence bizim gizli özelliğimiz şu:
Her konuda rahat davranıyoruz ama eğitim konusunda inanılmaz duygusalız.
Mesela biri çıkıp:
— “Üniversite çok önemli değil.”
deyince ortamdan biri mutlaka:
— “Yok abi önemli.”
diye giriyor.
Çünkü herkes biliyor ki üniversite sadece diploma değil. İnsan çevresi, özgüven, deneyim, hatta bazen hayata bakış bile değişiyor.
Ama bazen olay fazla romantize ediliyor.
Sanki iyi üniversiteye girince hayat otomatik olarak şöyle oluyor:
Sabah filtre kahve.
Öğlen startup toplantısı.
Akşam yatırımcı sunumu.
Gerçekte öğrenci:
“Bugün yemekhanede ne var?”
sorusuyla yaşıyor.
Üniversite Seçerken İnsan Kendini de Seçiyor
Bence olayın en önemli kısmı bu.
Türkiye’nin 1. üniversitesi hangisi? sorusunun cevabı kadar şu da önemli:
“Sen nasıl bir hayat istiyorsun?”
Kalabalık şehir mi?
Sessiz kampüs mü?
Sosyal ortam mı?
Akademik yoğunluk mu?
Yurt imkanları mı?
Çünkü herkes aynı ortamda mutlu olmuyor.
Ben mesela aşırı rekabetçi ortamda üç gün sonra existential crisis geçiririm.
İç ses:
“Sen burada ne yapıyorsun?”
“Abi bilmiyorum ama herkes çok hızlı yürüyor.”
Bazı insanlar yoğun tempoda parlıyor.
Bazıları daha sakin ortamda gelişiyor.
Bu yüzden tek bir üniversiteyi herkes için “en iyi” ilan etmek çok zor.
Arkadaş Ortamında Üniversite Muhabbetlerinin Evrimi
18 yaş:
— “Hangi üniversiteyi kazandın?”
22 yaş:
— “Mezun olunca ne yapacaksın?”
25 yaş:
— “LinkedIn’de neden herkes CEO olmuş gibi davranıyor?”
İşte ben tam bu evredeyim.
Bir arkadaş “network çok önemli” diyor.
Öteki yurtdışına gitme planı anlatıyor.
Ben ise market poşetinin kopmamasıyla mücadele ediyorum.
Ama insan büyüdükçe şunu fark ediyor:
Üniversite önemli evet, ama tek belirleyici değil.
Çünkü hayatta bazen çok iyi okuldan mezun olup ne istediğini bilmeyen insanlar da var.
Daha küçük üniversiteden çıkıp inanılmaz işler yapanlar da.
Türkiye’nin 1. Üniversitesi Hangisi? Sorusunun En Gerçekçi Cevabı
Bu sorunun tek bir cevabı yok.
Ama sürekli zirvede anılan, akademik olarak güçlü kabul edilen ve uluslararası başarılarıyla öne çıkan üniversiteler belli. ODTÜ, Boğaziçi ve İTÜ genellikle listenin en üstlerinde görülüyor.
Fakat mesele sadece sıralama değil.
Üniversite biraz da insanın kendini keşfetme yeri.
Sabah derse yetişmeye çalışırken büyüdüğün,
Final haftasında kahveyle duygusal bağ kurduğun,
Arkadaşlarınla gece 3’te hayat konuştuğun yer.
Ve garip şekilde insan yıllar sonra dersleri değil, o anları hatırlıyor.
Kampüste edilen saçma sohbetleri.
Vize öncesi “çalışırız ya” yalanlarını.
Kantin tostunu.
Son dakika sunumlarını.
Bir de nedense sürekli bozulan yazıcıları.
Türkiye’nin 1. üniversitesi hangisi? sorusu belki net cevaplanmaz ama iyi üniversite deneyiminin ortak bir tarafı var:
İnsanı değiştiriyor.
Bazısını daha özgüvenli yapıyor.
Bazısını daha sorgulayan.
Bazısını daha sosyal.
Bazısını ise geceleri tavana bakıp hayatı düşünür hale getiriyor.
Yani beni.
Okuyucularımıza “Türkiye’nin 1. üniversitesi hangisi” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Cog ekibi olarak bizi okumaya devam edin!